Siyasi Değerlendirmeler
Hak ve Adalet Yolunda Isrardan Kaynaklanan “Marjinallik” Şereftir
Mehmet Pamak
BOP adı verilen işgal projesini görüşmek ve emperyalizmin kanlı eli NATO'yu İslam'a ve İslam coğrafyasına yönelik küresel bir düşmanlık ekseninde yeniden tanımlayıp, bu yeni düşmana göre yeniden yapılandırmak amacıyla İstanbul'da toplanan NATO Zirvesi'ne, bu toplantıya katılan küresel korsanlara ve top yekun emperyalizme karşı, adaleti, insan haklarını, özgürlükleri ve insanlık onurunu savunarak karşı çıkan Müslümanlara ve erdemli insanlara yönelik baskılar, gözaltılar, biber gazlı, gaz bombalı, coplu ve panzerli saldırılar, zirve öncesinde başlatılıp zirve süresince sürdürüldü. Küresel emperyalizme itiraz, bu baskılarla önlenmeye, sindirilmeye ve tasfiye edilmeye çalışıldı. Bununla kalınmayarak bizzat Başbakan'ın ağzından küçümsenip aşağılanmak suretiyle, katılımın azalması temin edilmeye çalışıldı.
Emperyalizme "Go Home" Diyenlere Başbakan'ın Tahammülsüzlüğü İbret Vericidir
Tayyip Erdoğan, grup toplantısında yaptığı konuşmada şunları söylemiştir:
"İstanbul'da yapılacak olan NATO Zirvesi bir anlamda Türkiye'nin dünyada böyle büyük bir zirveye ev sahipliği yapmak suretiyle dünyadaki tanıtımına gayet büyük bir fırsatı sağlayacak böyle bir zemini hazırlayacaktır. Bu önemli organizasyonun ülkemizde gerçekleşmiş olması Türkiye'ye gerçekten her açıdan büyük prestijler kazandıracaktır... Bazı marjinal gruplar demokratik haklarını kullanıyor... Böyle bir organizasyonda Türkiye'nin itibarına gölge düşürecek adımı atmaları onlara bir şey kazandırmaz. Ülkeye kaybettirir. Çünkü bunları biz 25-30 yıl önce yapanları gördük, hatta biz de zaman zaman bu işlerin içinde bulunduk. Ama bunlardan bir netice alamadık, bir şey çıkmadı. Hâlâ 30 yıl öncesinde kalmayalım artık bunları aşalım. 30 yıl önceki 'go home' zihniyeti neyse bunların zihniyeti de aynıdır. Bunları artık aşmak gerekir... Masaya oturacaksın ve masaya oturmaya namzetsen iş bitirirsin. Bazen kârla çıkarsın, bazen zararla çıkarsın. Ticaretin kâr yanı da var, zarar yanı da var. Siyaset de böyle… İnşallah bu zirve de (Türkiye için) sıçrama noktalarından bir tanesi olacaktır…"
Başbakan, bu talihsiz konuşmasında, kendisinin "elinde olmayan sebep ve zaruretlerle destek verdiği" zannedilen emperyalist güçlere karşı çıkan erdemli insanların itiraz ve eylemlerini küçümseyip dışlamakta, toplusal muhalefeti yıpratarak statükonun bekçiliğini üstlenmektedir. Bu tür itiraz ve karşı çıkışların artık geçmişte kalması gerektiğini, kendisinin de geçmişte içinde yer aldığı bu tür davranışların ve "go home" söylemlerinin artık aşılması gereken marjinallikler olduğunu ifade etmektedir. Geçmişte kendilerinin de içinde yer aldıkları bu tür karşı çıkışlarla bir netice alamadıklarını, bunlardan bir şey çıkmayacağını belirterek, dünyada somut bir karşılık, ikbal ve iktidar sağlamayan çabaların, boş ve anlamsız olduğunu ortaya koymaktadır. Geçmişe ait tüm olumlulukların, temel ilkelerin siyasi hedeflere ulaşma uğruna feda edildiğini gösteren çok köklü bir değişimin yaşandığını ortaya koyan bu ifadeler gerçekten ibret vericidir.
Eğer, "NATO ve ABD ile, üstlendiği görevin ve şartların zorlaması sebebiyle işbirliği yapmak zorunda olduğu için mazur görülmesi gerekir" diyenler haklı olsalardı, Erdoğan'ın bu kadar tarafgir bir tutumla NATO ve ABD saflarında yer almaması gerekirdi. En azından sivil toplumun karşı çıkışından için için hoşnut olması, hatta o malum pazarlık masasında elini güçlendirip, halkın değerlerine aykırı talepleri geri çevirmede kendisini rahatlatacak bu tür toplumsal eylemlerin daha yaygın ve daha güçlü yapılmaları için el altından teşvikte bile bulunması gerekirdi. Tüm bunların tersine, bu tür karşı çıkışları, emperyalizme itiraz eylemlerini "ülkenin itibarına zarar verecek ve hiçbir sonuç getirmeyecek marjinallikler" olarak niteleyip aşağılaması, sivil toplumun kendiliğinden gelişen itiraz reflekslerini bile köreltmeye yönelik açıklamalar yapmaktan çekinmemesi, ancak, üstlendiği rolü, bunun dışında kalanları mutlak yanlışta görecek kadar, içselleştirmiş olduğu ve doğru bulduğu şeklinde yorumlanabilir. Nitekim, İslam'ın ve Müslüman halkların aleyhine bu kadar tehlikeli kararlar alınmış olmasına rağmen, NATO Zirvesi'ni en çok yüceltenin Erdoğan olması da ancak bu şekilde açıklanabilir. Bu hain kararların bölgeyi belki bir asır esir alıp kana bulayacak olmasına rağmen en büyük övgüyü Erdoğan'dan alması ve ona: ''Alınan kararlar gelecek için, dünya barışı ve istikrar için tarihi bir dönüm noktası olacak'' dedirtmesi de, ancak bu rolü artık benimsiyor olmasıyla izah edilebilir.