![]() |
Sisli bir mazinin efkârıyla hıçkırırken! Suskunluğun bizarlığında yol alıyordum Ne çeşmeden akan suyun, ne gözlerime firakı yaşatan uykunun Nereye baksam, gönül sızımla ufukların berduşluğuna salınsam olmuyordu Ne vardı halimi kurutan, mahzunluğun perdesini aralayan, sualler haşyeti yaşatan Niye boş ver aymazlığını yapamıyordum Muhakemenin mukabilinde duyduğum ince sızı yüreği dağlıyordu Nefesin hülyasında sabahlatıyordu, düşlerin serencamında hazzı yaşatıyordu Neydi bu gönlümün burukluğunda anlama gark eden ulvi seda ve edebi bir muhteva Ortadoğu geldi mi aklıma yüreğim ağlıyor Efkârın en muhkem hırçınlığını ruhuma ilga ederek ve sorguluyor Hangi nazarla baksam, neme lazımı nefsime bıraksam, kalbin sesiyle ayılsam Ezanın ince tınısında, müezzinin yılgınlaşan hıçkırığında, dünya milletleri duysa ya Neler yapılsa, dünyevilik bir nebze dursa Konuşan diller hakikatin senasıyla anlaşsa, kitabı celil anlaşılsa Ruhumu esaretin prangasında inletirken, tenimi ve hevesimi medenileştirirken İrade zafiyetleri güncellenirken, inanırlık takiyelere belenirken, gül kokusu susarken Aşkın meskûn mahalleri harap olmuştu Yıllara sâri aldatılmışlık ve kalpazanlık asrilik olarak sunulmuştu Ne kadar gücün varsa, gasplar doğallaşınca, işgaller medeniyet adına kıskacıyla Mağdur ve mahzun millet bir sokum ekmeğin derdiyle sabahlayınca, zihin sancısıyla Ne kadar sanatçı unvanıyla nam varsa Kalbinin sesinden, ruhunun yetisinden, iradeyi seçiminden rahatsa Çıktıkları ekranlar karşısında, lafazanlık ve aldatmaya tenezzül ediyorsa bahtsız Her engelin, bahaneleri malum sebeplerin işgalinde mahzunluğa duçar nefesler tatsız Mustafa CİLASUN |
Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 08:43 . |
2000- 2025
Tüm bağışıklıklar ve idelerden bağımsız olan sözcükleri sarfetmeye mahkumdur özgürlük