
Başbakan Erdoğan, ''Çatışmanın içinde yetişen çocukla huzurun, barışın içinde yetişen çocuk aynı olmuyor. Çamurun içinde oynayan çocukla, tarihin içinde oynayan çocuk da aynı olmuyor'' dedi.
Erdoğan, Artuklu Üniversitesi'nde düzenlenen ''Nesiller Buluşuyor Toplantısı''nda bir konuşma yaptı.
Mardin'in tarih boyunca her alanda çok önemli isimler yetiştirmiş, toprakları, insan yetiştirmek noktasında da münbit, bereketli bir şehir olduğunu ifade etti.
Bilimde, sanatta, siyasette, bürokraside, iş dünyasında Mardin doğumlu, Mardin'de büyümüş, Mardin'in havasını solumuş, suyunu içmiş çok önemli isimler bulunduğuna işaret eden Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:
''Bugün, burada bu panele katılan değerli dostlarımız, işte Mardin'in bu tarafını net olarak ortaya koyuyorlar. İnsanın yetiştiği ortam, yetiştiği çevre, devraldığı miras, devraldığı kültür, esasen o insanı şekillendiren en önemli etkendir. Bu alanda çalışan bilim adamları, psikologlar, çevrenin insan üzerindeki etkisinin, diğer tüm etkenlerden daha fazla olduğunu, yüzde 70'in üzerinde bir oranla insanın çevresi tarafından şekillendiğini ifade ediyorlar. Her sabah uyandığınızda, pencereden dışarıya baktığınızda gördüğünüz şey, bütün bir gününüzü etkileyebiliyor. Simsiyah bir duvar görüyorsanız, yağmur görüyorsanız, kar görüyorsanız, güneş görüyorsanız, ufku, ırmağı, denizi görüyorsanız, o gün ona göre şekilleniyor, ona göre bir ruh hali taşıyorsunuz. Çocukluğunuzun nerede ve nasıl geçtiği aynı şekilde bütün bir ömrünüzü etkileyebiliyor.''
Erdoğan, kapalı bir ortamda yetişen çocukla, sokakta doyasıya oynayan çocuğun aynı olmadığına işaret ederek, ''Çatışmanın içinde yetişen çocukla huzurun, barışın içinde yetişen çocuk aynı olmuyor. Çamurun içinde oynayan çocukla, tarihin içinde oynayan çocuk da aynı olmuyor'' dedi.
-''KESTANE ŞEHİTTİR, ÇÜRÜMEZ''-
Dünyaya, Süleymaniye'nin penceresinden, Topkapı'nın mazgallarından, Sultan Ahmet'in küpeştelerinden bakan birisi ile, beton yığınlarının arasından bakanın bir olmayacağını vurgulayan Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:
''Şimdi Mardin'deyiz, Camii Kebir'den, Deyruzzefaran'dan, Mor Gabriel'den dünyaya bakan ile, demir yığınlarının, çöp yığınlarının ardından dünyaya bakan asla bir olmaz. Bizim, bütün bu coğrafyaya, Türkiye ile birlikte Ortadoğu'ya, Balkanlar'a, Afrika'ya yayılmış her bir tarihi eserimiz, inanın bu anlayış üzerine bina edilmiştir. Taş ile insan, yapı ile ruh adeta harmanlanmış; insana dost, tabiata dost bir mimari anlayış ortaya çıkmıştır. Süleymaniye'ye, Selimiye'ye, Topkapı'ya, Mostar Köprüsü'ne bakıp da, orada sadece bir taş yığını görenler, açık söylüyorum, ciddi bir körlük yaşayanlardır. Bakın, bizim orada, benim memleketim Rize'de, eski evler kestane ağacıyla inşa edilirdi. Rize'de son derece anlamlı bir söz vardır, son derece ibretliktir. Evlerin niye kestane ağacından yapıldığını sorarsanız, size derler ki: 'Kestane şehittir, çürümez. Nasıl ki şehide bir ölü olarak bakmıyorsa, bir ağaca da ot olarak, odun olarak bakmıyor. İşte Mardin'deki Zinciriye'nin, Hatuniye'nin, Kasımiye'nin taşları da şehittir. O taşlar, adeta bir çocuk yetiştirir gibi özenle, hassasiyetle yerine konulmuştur.''
-''USTADA KALIRSA BU ÖKSÜZ YAPI, ONU SÜRDÜRMEYEN ÇIRAK UTANSIN''-
Mardin'deki bereketi biraz da bununla bağlantılı gördüğünü anlatan Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
''Mardin;de yetişen çocuklar, Mardin'de yetişen nesiller, dünyaya tarihin penceresinden, estetiğin penceresinden bakarak büyüyorlar. Mardin, binlerce yıllık bir medeniyete ev sahipliği yapıyor. Hoşgörü üzerine kurulmuş, karşılıklı anlayış zemininde gelişmiş bir medeniyet her dinin, her inancın, her görüşün serbestçe kendisini ifade ettiği, farklılıklara saygının temel alındığı bir kültür var Mardin'de. Dünyaya parmak ısırtacak bir mimari ve estetik. Sabrı, inceliği, sanatı ve zenaatı yansıtan bir işçilik. Sanatı besleyen bir renklilik. Sonsuzluğu hatırlatan bir ufuk. Bunların hepsi Mardin'de var. Ama tüm bu zenginliğe, tüm bu renkliliğe, tüm bu köklü kültüre rağmen, Mardin'de iki şey, uzun süredir eksikti. Birincisi Üniversite, ikincisi de ideal anlamda bir huzur ve istikrar. Allah'ın izniyle, milletimizin desteğiyle Mardin'i üniversiteyle buluşturduk; Mardin'i huzura kavuşturduk; Huzuru, kardeşliği pekiştirmek için de vargücümüzle çalışıyoruz.''
Erdoğan, çevre kadar, çevredeki mimari eserler kadar, devralınan kültürel mirasın da son derece önemli olduğuna işaret ederek, ''Büyük bir yazar, akademisyen, işadamı, sanatkar kolay yetişmiyor. Ama öyle şehirler var ki, tarihte bir kez bir isim çıkarmıştır, o ismi Türkiye'ye, dünyaya maletmiştir, ve o ismin arkasından, onun açtığı yoldan binlerce kişi yürümüş, orada bir gelenek oluşmuştur. Hani diyor ya Üstad Necip Fazıl: 'Ustada kalırsa bu öksüz yapı, onu sürdürmeyen çırak utansın' O yapıya, ustaların eserlerine, kültürel mirasa sahip çıkmanın, bunu muhafaza etmenin, gelecek nesillere aktarmanın en güzel, en etkili yollarından biri, takdir edersiniz ki üniversitedir'' diye konuştu.
''Mardin'e Artuklu Üniversitesi'ni kurarken, büyük heyecan yaşadık, büyük sevinç yaşadık. Ama derin bir acıyı da yüreğimizde hissettik. Böyle bir şehirde, bizim dönemimize kadar bir üniversitenin olmaması, gerçekten acıdır, gerçekten büyük bir kayıptır'' diyen Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Bugün açılış töreninde de söyledim. Oysa, dünyanın en iyi mimarları Mardin;den çıkmalı.Bir kaç tane yetmez, dünyanın en iyi sanatçıları, edebiyatçıları en çok Mardin;den çıkmalı. Kürt dili ve kültürü mü denildi? Dünyada hemen Mardin akla gelmeli. Arap Dili ve Edebiyatı, Süryani dili ve edebiyatı mı denildi? Otorite Mardin olmalı. Dünyada, 'Ortadoğu;yu en iyi kim bilir?' denildiğinde, Mardin Artuklu Üniversitesi bilir, oranın hocaları bilir denilmeli. İşte şu anda Üniversitemiz, mimaride, güzel sanatlarda, edebiyatta, Kürt dili ve kültüründe çok hızlı bir gelişim gösteriyor. Ben inanıyorum ki, yakın bir zamanda da hayal ettiğimiz seviyeleri gerçeğe dönüştürecekler. Şu son 8 yılda, Türkiye genelinde 160 bin derslik açtık, Mardin;de de toplam 2 bin 65 yeni derslik açtık. Türkiye genelinde yaklaşık 750 bin bilgisayarı okullara kazandırdık, Mardin;de de 8 bin 632 bilgisayar dağıttık. Bugün itibariyle 8 yılda Türkiye;de açtığımız üniversite sayısı 80;e ulaştı, toplamda da 156 oldu.''
Erdoğan göreve geldiklerinde 900 bin kişiye bir üniversite düştüğünü, şu anda bu sayının 400'e düştüğünü söyledi.
-ÖĞRETMEN ADAYI-
Bir katılımcının ''Ben de öğretmenim, atanamıyorum. 28 yaşındayım, biyoloji öğretmeniyim. 12 puanla rehber öğretmen atadınız, 50 puanla müzik öğretmeni atadınız ama biyoloji öğretmenliği 87 puanda kaldı. Okullara derslik getirdiğinizden bahsediyorsunuz, bilgisayardan bahsediyorsunuz, çeşitli projelerden bahsediyorsunuz ama bizleri atamıyorsunuz. İşsiziz, ücretli öğretmenlik yapıyoruz ve mevsimlik işçi gibi çalışıyoruz. Zamanı geldiği zaman bizi görevden alıyorlar, atanan kişi geliyor yerimize, 12 puanla, 40 puanla, 50 puanla. Lütfen bu soruna bir çözüm bulun'' demesi üzerine Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu'nun da orada olduğunu belirten Başbakan Erdoğan, şöyle devam etti:
''Biliyorsunuz öğretmen dediğimiz zaman ilköğretimde farklı, sınıf öğretmenliğinde farklı, branş öğretmenliğinde farklı. Belli talepler var. Bu taleplere göre de Milli Eğitim ne yapıyor,öğretmenlerini alıyor. Bizden önceki dönemlerle mukayese edilmeyecek derecede biz öğretmen alımı yapıyoruz.
Biz bu öğretmenleri masa başı almıyoruz biliyorsunuz. Nasıl alıyoruz, bilişim teknolojisinden istifadeyle bilgisayar ortamında alıyoruz değil mi? Şunun amcası, bunun dayısı, bütün bunların hepsini ortadan kaldırdık. Bütün herkes geliyor, şeffaf olarak salonda oturuyor ve onların huzurunda bilgisayar ortamında, orada kuralar çekiliyor. Kim nereye düşerse oraya düşüyor.
Bu uygulama hiçbir dönemde yapılmadı. Biliyorsunuz imtihanlar yapılırdı. İmtihanlar neticesinde her türlü şüpheye açık zemin vardı. Bakın biz şimdi daha geçenlerde 40 bin aldık, 30 binini yeni atadık. Bütün bunlara rağmen biz mümkün olduğunca, birinci sıraya Milli Eğitimi çıkardık, kadro vermede. Yani yüzde 50'ye yakın kadro tahsisini Milli Eğitime yapıyoruz. Bunun bir kısmını kadrolu atıyoruz, bir kısmını sözleşmeli atıyoruz. İşte bazı yerlerde de daha hala açıklar var. Bu açıklarda da aynen sizin gibi bazı kardeşlerimiz de görev alıyor.
İmkan olsa da bütün okullarımızı öğretmen noktasında doldurabilsek. Ama bunların bir de bütçe dengesi var. Bunları da dengelemek durumundayız. Bunu da dengeleyeceğiz ve mümkün olduğunca da sınıflarımızda, dersliklerimizde artık hiçbir boş dersin geçmesini de istemiyoruz. Hedefimiz bu, şimdi buraya doğru da yaklaşıyoruz. İnşallah en kısa zamanda sizler de bu kuralardan veya puanlarda daha yüksek puan almak suretiyle bu şansı da yakalarsınız.''
Bu arada toplantı, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Nüket Hotar'ın evsahipliğinde gerçekleştirildi.